|
Geçmişten Günümüze Manga Tarihi 2
Yazar: Alpin
Sayfa 1 :
Sayfa 2 : Sayfa 3
1960'lar ve Haftalık Manga Magazinleri
|

Shounen Magazine
|
1959-61 yılları arasında Japonya ekonomisinin güçlenmesiyle
birlikte Japon medya ve basın-yayın sektörü de hızlı bir büyüme
gerçekleştirdi. Tokyo, manga üretiminin merkezi oldu ve burada
yüzlerce stüdyo kuruldu. Zamanla aylık dergiler de haftalık
düzene geçmeye başladılar. 1959'un mart ayında ilk haftalık
çocuk dergisi olan Weekly Shounen Magazine yayınlanmaya başladı.
Arkasından aynı yılın Kasım ayında Weekly Shounen Sunday
dergisi yayınlanmaya başladı. Ardından 1963 yılında üçüncü
haftalık manga dergisi olan King, Shounen Gahosha yapımcıları
tarafından basılmaya başlandı. İlk başlarda bu dergiler genel
olarak eğlence ve bilgi ağırlıklıydılar ve manga'ya az yer
ayırılmıştı. İlk çıktıklarında satışlar da beklenen düzeyde
değildi. Ama editörler manga'ya daha çok yer ayırırlarsa satışlarının
artacağını farkettiler ve bekledikleri gibi de oldu. Dergilerdeki
manga oranı arttıkça satışlar da katlanarak arttı. 1960'lı
yıllarda bu 3 dergi arasında en çok satan dergi olabilmek
için bir yarış başladı. Bu arada televizyon günlük hayata
girdi ve ulusal TV kanalları kurulmaya başlandı.
Manga dergilerinin haftalık yayına
başlamış olmaları, onların televizyonla başedebilmelerini
sağladı. Manga dergileri ve TV kanalları birbirleriyle yarışa
girmek yerine birbirlerini desteklediler. Bazı manga serilerinin
televizyon animasyonları hazırlandı. Bu sayede manga'ların
TV'de reklamı yapılmış oldu ve manga satışları da arttı.
Kodansha firması tarafından çıkarılmakta
olan Magazine 1965'ten itibaren sadece çocuklara yönelik
manga'lar içermiyordu. Sadece çocuklara yönelik içerik
sunmak yerine, kiralık manga ve gekiga okuyan gençlerin de
ilgisini çekmek istediler. 1965 yılında derginin başeditörü
Uchida Masaru gekiga sanatçılarını Kodansha için çalışmaya
davet etti. Çocuklara yönelik manga'ları ve gençlere yönelik
gekiga'ları beraber yayınlama çalışmaları oldukça büyük bir
başarı ile sonuçlandı ve manga magazinleri geniş bir okuyucu
kitlesine ulaştı. 1966 yılında Magazine dergisinin
tirajı 1 milyon'a ulaşmıştı. 1974 yılına gelindiğinde 75 manga
dergisi yayınlanmaktaydı ve ayda toplam 20 milyonluk bir tiraja
ulaşılmıştı. Artık manga'yı sadece çocuk eğlencesi olarak
görmek imkansızdı. Çocuklar için hazırlanan şirin robotlar,
tatlı hayvancıklar yayınlanmaya devam etti; ama bunların yanı
sıra efsanevi samuray savaşçıları, savaşçı askerler, lise
çeteleri, kamikaze pilotları, gangsterler ve yakuzalar hakkında
manga'lar da yayınlanıyordu. Ama bu başarı fazla uzun sürmedi,
çünkü gekiga'ya fazla ağırlık verilmesi nedeniyle dergiler
asıl hedef kitleleri olan çocukları kaybetmeye başladılar.
1968 yılında kurulan Jump dergisi
hedef kitlesi olan çocuklara sadık kaldı ve bunun faydasını
gördü ve 70'lerin başında liderliği ele geçirdi. Yeni bir
dergi olması nedeniyle ünlü manga sanatçılarına sahip değildi.
Ama bu ona zarar yerine büyük fayda getirdi. Diğer eski dergilerdeki
ünlü yıldızların istedikleri gibi çizmelerine izin veriliyordu.
Ama Jump dergisi sahip olduğu çaylak manga sanatçılarından
okuyucu isteklerine göre hareket etmelerini istedi. Bunların
arasından Akira Toriyama'nın Dragonball'u ve Takehiko
Inoue'nın Slam Dunk'ı gibi yıldızlar çıktı. 1980'de
Jump'ın tirajı 3 milyon, 1985'de 4 milyon; 1988'de 5 milyondu.
1994'te 6.2 milyon gibi inanılmaz bir tiraja ulaştı ve Japonya'da
açık ara ile en çok satan magazin oldu.
|

Kamui Efsanesi
Shirato Sanpei
|
60'lı yıllarda tamamen çökmüş olan kiralık manga sistemi
nedeniyle Shirato'nun eserleri gibi birçok büyük eser unutulup
yok olma noktasına gelmişti. 60'ların ortasından itibaren
medya, savaş sonrasında artık insanların yetişkin olduktan
sonra bile manga okuduğunu vurgulamaya başladı. Shirato'nun
eserleri tekrar büyük yayınevlerinde basılmaya başlandı. 1964
yılında Nagai Katsuichi tarafından, gekiga sanatçısı
Shirato Sanpei'nin tarihsel bakış açısını öğrencilere gösterebilmek
için GARO adında bir dergi yayınlanmaya başladı. Çocuklar
18. yüzyıl köle ayaklanmaları ve sınıf ayrımına ilgi göstermeseler
de, GARO dergisinde yayınlanan Kamui Efsanesi (Kamuiden)
kolej öğrencileri arasında en çok okunan manga serilerinden
biri oldu. Kamui Efsanesi, Kamui adındaki bir oğlanın
fakirlik ve baskıya karşı verdiği mücadeleyi anlatmaktadır.
Shirato'nun gekiga stili manga'nın
okuyucu kitlesinin çocuklardan eğitimli yetişkinlere kaymasını
sağlamıştı. 1950 yılı oldukça keskin bir ayrımı beraberinde
getirdi. 1950 yılından önce doğanlar liseye başlayınca manga
okumayı bırakmışlar ama 1950'den sonra doğanlar mangayı çocukların
yanısıra yetişkinler içinde bir eğlence saydıkları için manga
okumayı sürdürmüşlerdi. Bunun nedeni gekiga tarzının yetişkinleri
çekmesinin yanısıra, Tezuka'nın o gune kadar çocuklara yönelik
olan manga'yı sofistike bir hale getirerek çocukların yetişkin
olunca bu türü okumayı bırakamamalarını sağlamasıydı. 1960'ların
sonlarında üniversite öğrencisi olan bu gençler manga'yı eğlence,
sanat ve anlatım biçimi olarak benimsedi. Giderek artan öğrenci
hareketleri artık manga ile bütünleşmişti (Kinsella, 2000:
32).

Tezuka Osamu'nun Yarattığı Karakterlerden Bazıları
|
Gekiga'nın haftalık dergilere
girmesi ile birlikte bu dergiler Japon medyasında söz sahibi
olmaya başladılar. 1969-1971 yıllar arasında Fujio-Fujiko
sanatçıları tarafından hazırlanan ve Çin'deki kültürel devrimi
anlatan Mao Tse Tung (Mo Taku To) adlı manga Sunday
dergisinde yayınlandı. 1971 yılında Jump dergisi, baskıyı
ve Japonya'daki Amerikan üslerini protesto eden The Human
Condition (Ningen no Joken) adında bir manga yayınladı.
|

Tomorrow's Joe
|
1968-73 yılları arasında Magazine
dergisinde Chiba Tetsuya tarafından çizilen ve senaryosu Kajiwara
Ikki tarafından yazılmış bir manga olan Tomorrow's
Joe (Ashita no Joe)yayınlandı. Tomorrow's Joe,
boksör olup ün ve saygı için dövüşen fakir bir oğlanın hayatını
anlatmaktaydı. Tomorrow's Joe üniversite öğrencileri
arasında büyük ün kazandı. Ama öğrenciler arasındaki şiddeti
arttırıp sokak dövüşlerine teşvik ettiği iddasıyla da suçlandı.
1970 yılında Waseda Üniversitesi öğrenci gazetesinde geçen
"Sağ elimizde Asahi Journal, Sol elimizde Magazine
var" cümlesi o zamanlarda manga'nın politik gücünü anlatan
önemli bir slogan olarak gösterilmektedir. 1968 yılında "Red
Army (Sekigun)" adındaki bir Japon terörist gurubunun bir
uçağı Kuzey Kore'ye kaçırdıktan sonra röportaj için gelen
basına "We are Tomorrow's Joe" açıklamasını yapmış
olmaları bu mangaların ne kadar etkili olduğunu gösteren ilginç
bir örnektir (Kinsella, 2000: 32).
Not : Japonya'daki Kyoto Seika Üniversitesi'den
Prof. Matt Thorn ile manga üzerine yaptığım karşılıklı yazışmalar
sırasında bu dergilerin politik görüşleri hakkında Prof. Matt
Thorn'un verdiği şu bilgiler, bu dergilerin siyasi içeriğini
merak edenlere yardımcı olabilir:
"Diğer haftalık erkek dergileriyle
karşılaştırıldığında Asahi Journal'ın sol eğilimli olduğu
söylenebilir ama Asahi Journal hiç bir zaman radikal olmamıştır.
GARO açık bir şekilde sol görüşlüdür ama Shounen Magazine
ve Shounen Jump hiç bir zaman tamamen sol görüşlü olmamışlardır.
60'ların sonunda ve 70'lerin başında Magazine ve Jump dergilerinin
sanatçıları o zamanın gençlerinin büyük çoğunluğunun da olduğu
gibi sol görüşlüydüler ama o zamanlarda bile bu dergilerde
yayınlanan hikayeler incelendiğinde sağcı ve savaşçı hikayelere
de rastlanmaktadır. İçerdikleri siyasi görüşlere rağmen bu
dergilerin editörlerinin asıl amaçları dergilerini satabilmekti,
özel bir politik görüşün reklamını yapmak değildi. (GARO dergisinin
Shirato Sanpei'nin politik görüşünü yaymak için kurulmuş olması
bir istisnadır. Ayrıca GARO daha fazla satış yapmak amacında
olmadığından görüşlerinden ve sanatından taviz vermemektedir.-
Alpin). Milliyetçilik Japonya'da değişik bir şekilde algılanmaktadır.
Amerika'da milliyetçilik sağcı bir görüş olarak görülmesine
rağmen Japonya'da hem sol hem de sağ milliyetçi birer görüşe
sahiptirler ve bunu farklı şekillerde ortaya koyarlar."
(Prof. Matt Thorn'un Alpin'e 4 Ağustos 2001 tarihinde gönderdiği
bir emailden alınmıştır)
|

Tensai Bakabon
|
60'lar ve Komedi Manga'larının Doğuşu
Savaş öncesinde ve savaş sonrasındaki
ilk 20 senede komedi manga'ları sadece komedyenlerin
anlattıkları hikayelerin resimli adaptasyonlarından ibarettiler.
Ama 60'ların sonlarına doğru ortaya çıkan Akatsuka Fujio'nun
Osomatsu-kun ve Tensai Bakabon gibi eserleri
oldukça popüler olup yeni bir soluk getirdiler. Bu manga'lardaki
karakterler hem görünüş hem de kişilik olarak çarpıktılar.
Artık kahkahalar, soytarılık yapıp homurdanan karakterlere
zorla gülmek yerine doğal olarak geliyordu. Bu her bakımdan
yeniydi. Zamanla Akatsuka bu çizgisinden saptıysa da bu konuda
hala büyük bir öncü kabul edilmektedir.
60'ların Sonundaki Shoujo Manga'daki Yeni Akım
1967-69 yılları arasında, kızlar için shoujo manga hazırlamakta
olan ve yirmili yaşlarda olan Moto Hagio [They Were
Eleven (11 nin iru!) ve A, A' [A, A prime]'ın yaratıcısı],
Keiko Takemiya [Toward the Terra (Tera e)'nin yaratıcısı],
Yumiko Oshima , Ryoko Yamagishi ve Riyoko Ikeda [The
Rose of Versailles (Versailles no bara)'nın
yaratıcısı] gibi sanatçıların ortaya çıkardığı yeni bir shoujo
manga akımı başladı. Bu akımın yaratıcılarına "Harika
Kırkdokuzlular" denildi, çünkü büyük çoğunluğu 1949
yılında doğmuştu.
|
The Rose of Versailles
Riyoko Ikeda
|
Bu kadınlar savaş sonrası manga'larıyla büyüyen bir
jenerasyona aittiler. Özellikle bilimkurgu, fantazi ve aşık
genç oğlanlar hakkında eserler verdiler. Kızların bastırılmış
erotik fantazilerini dışa vurdular. Görünüşe bakılırsa birbirine
aşık genç homoseksüel erkeklerin olduğu öyküler genç kızlara
heteroseksüel aşk öykülerinden daha romantik geliyordu. Ayrıca
bu stil sanatçılara yaratıcılıklarını sunmaları için daha
fazla özgürlük veriyordu (Tchiei,1998:6). Riyoko İkeda'nın
The Rose of Versailles adlı eseri
inanılmaz bir popülariteye ulaşıp shoujo tarzını Japonya'da
ilk defa zirveye taşıdı. Bu hikayede, Fransız Devrimi sırasında
Kraliyet Oscar François de Jarjayes adında kraliyet muhafızları
kumandanlığı yapan ve erkek gibi yetiştirilmiş olan bir kadının
yaşadıkları, bu sırada sarayda dönen entrikalar ve Fransız
Devrimi'nin gelişimi anlatılmaktadır. Marie Antoinette, Kral
XVI Louis ve General Renier de Jarjayes gibi gerçekten yaşamış
bir çok tarihi şahsiyet de bu hikayede yer almıştır.
Bu yeni yapıtlar zamanla shoujo manga'nın
sınırlarını aşarak önemli bir erkek okur kitlesine ulaştılar.
Sonuçta, birçok bayan manga sanatçısı erkeklere yönelik dergilerde
öykülerini yayınlamaya başladı.
|

A, A'
Moto Hagio
|
Bu akımın yaratıcıları arasında olan
Moto Hagio, Bessatsu Shoujo Komikku (Special Edition Girl's
Comic) dergisinde Sukitootta gin no kami adlı eserinin
yayınlanmasıyla beraber Poo no ichizoku (Poe Ailesi)
adlı manga serisine başlamış oldu. 1971-76 yılları arasında
yayınlanan bu seri oldukça ün kazandı. Seri halindeki bu manga'larda
Edgar ve Allen Poe adında 14 yaşındaki iki vampirin 1744-1976
yılları arasında Avrupa'da geçen acıklı hayat hikayeleri anlatılıyordu.
Eserindeki lirik ve sanatsal stili Hagio'yu zamanın en önemli
mangaka'larından biri yaptı ve Hagio, Poe Ailesi eseriyle
21. Shogakukan Manga ödülünü kazandı. Ardından 1975'te bilimkurgu
türündeki manga'sı 11 nin Iru! (They Were Eleven) yayınlanmaya
başladı. Bu manga'da, gelecekte Galaktik Üniversite'ye girmek
isteyen öğrencilerin final sınavı olarak girdikleri 53 gün
uzayda hayatta kalma denemesi konu edilmektedir. Öğrenciler
10'ar kişilik gruplar halinde sınava girmektedirler ama sonradan
grupta 10 yerine 11 kişi olduğu ortaya çıkacaktır ve öğrenciler
bu nedenle başlarına gelecek olan feci olaylardan kaçabilmek
için bir ölüm kalım savaşına gireceklerdir. Moto Hagio, A,
A' [A, A Prime] adlı diğer bir bilimkurgu eserinde ise
uzayda çalışmaları için genetik mühendisliğince geliştirilen
ve daha çok çalışmaları için duygularının yok edildiğine inanılan
Unicorns adındaki bir ırkın hapsedilmiş duygularının ortaya
çıkışının hikayesini çok duygusal bir şekilde anlatmaktadır.
1992 yılında Petit Flower dergisinde yayınlanmaya başlayan
"Zankoku na kami ga shihai suru" adlı eseri
1997 yılında ilk Tezuka Osamu Bunka ödülünü kazanmıştır.
1970'ler ve Avantgarde Manga
1960'ların realist manga'ları temel
olarak politik kavgalarını ve insanların hırslarını konu ediyordu.
Ama 70'li yıllardan itibaren oluşmaya başlayan sakin ortam
nedeniyle bu politik kavga içeren manga'lar zamanla dergilerden
kaybolmaya başladılar. Kızlar için hazırlanmış shoujo manga
türleri tekrar boy göstermeye başladı. Bunlar özellikle hippie
hareketinden etkilenmekteydiler. Kızlar için hazırlanan bu
shoujo manga'larda artık gerçeklikten uzak çizim şekilleri,
büyük gözler, şirin yüzler kullanılmakta romantik konular
işlenip insanların iç dünyaları ile bağlantılar kurulmaktaydı.
Karakterler politik ve sosyal tartışmalardan uzak durmakta
ve bu manga'larda daha çok kişisel konular işlenmekteydi.
|
GARO
|
70'lerin başında gekiga sanatçıları
da değişimden etkilenerek manga'nın sanatsal boyutu üzerinde
çalışmalar vermeye başladılar. Gekiga artık rüyalar alemini,
hatıraları ve sosyal psikolojiyi inceleme altına almıştı.
Bu çalışmalar sonucunda GARO dergisinde angura (underground)
veya Avantgarde adı verilen yeni bir tür ortaya
çıktı. Tsuge'nin hayal dünyasında geçen Screwceremony (Nejishiki)
adlı eserinde endüstri, yoksulluk ve Pasifik Savaşı'na göndermeler
yapılıyordu.1980'lerin sonlarında da bu türde zaman zaman
eserler verildi. Gekiga'nın küçük ama önemli türlerinden biri
olan Avantgarde, manga'nın içinde estetik etkisini devam ettirdi.
Her ne kadar gekiga, Tezuka'nın manga'larına
karşıt bir türü temsil ediyor olsa da Tezuka gekiga'nın bazı
özelliklerini eserlerine katmaktan çekinmedi. 1970'lerde gekiga
bakışıyla tarih ve politika üzerine manga'lar çizdi. Ama bu
eserlerinde gekiga'nın kabalığına yer vermedi. Okuyucular
zamanla gekiga'dan bıkınca, Tezuka'nın tercihinin doğru olduğu
kanıtlanmış oldu.
70'lerde Akademik Manga'nın Doğuşu
Çocukların çalışmasında yardımcı olması
için hazırlanan ve bilgi veren manga'lar 2. Dünya Savaşının
öncesinden beri mevcuttu. 1970'lerden itibaren manga'nın yoğun
olarak anlatım türü olarak kullanılmasıyla beraber "akademik
manga" adı verilen ve genelde işadamları tarafından
okunan bir tür ortaya çıktı. Bu manga'larda her zaman
bir hikaye işlenmiyordu ama başkahramanlarının bilgi ve anektodların
kökenlerini araştırken yaşadıkları ve öğrendikleri şeyler
tasvir ediliyordu. Artık manga'larda matematik, fizik gibi
bilim dalları işleniyor, Japonya, Çin ve hatta dünya tarihi
anlatılıyordu. Borsa firmaları artık yatırımcılara manga ile
ulaşıyor ve hatta politik partiler misyonlarını seçmen kitlelerine
manga ile anlatıyorlardı. İnsanlar ilgili manga'ları okuyarak
kısa sürede yasal problemlerine, hastalıklarına çözümler bulup
ofiste çalışma kuralları, kişisel bilgisayar kullanımı, yurtdışı
seyahatleri gibi birçok konuda bilgi ediniyorlardı.
|

Barefoot Gen
Keiji Nakazawa
|
70'lerdeki en önemli eserlerden biri
olan Barefoot Gen (Hadashi no Gen) 1972-73 yılları
arasında Keiji Nakazawa tarafından yazıldı. Keiji, Hiroshima'ya
atılan atom bombasının tanığıydı. Barefoot Gen sayesinde
insanlar Gen ve ailesinin atom bombası patladıktan sonra yaşadıklarını
ve ailesinin feci kaderini öğrendiler. Keiji Nakazawa yaptığı
bir açıklamada, hikayenin başkahramanına "Kaynak"
anlamına gelen Gen ismini koyduğunu, çünkü karakterinin yeni
jenerasyondaki insanların nükleer savaşlara hayır demesini
sağlayabilecek bir kaynak olmasını umduğunu söylemiştir.
Bilimkurgu Manga'larının Yazarlarının Komedi Manga'ya
Adım Atışı
|

Gakideka
Yamagami Tatsuhiko
|
1974'te Yamagami Tatsuhiko'nun Gakideka
("Boy Detective") adlı eseri oldukça büyük bir tartışma
yarattı. Yamagami'nin eserinde, o güne kadar tabu olarak bakılan
anormal sex isteklerine yer vermesi zaten yeterince şok ediciydi.
Ama en önemlisi ise stilindeki realist kesinlikti. Yamagami
komik manga türüne kayıncaya kadar 10 sene bilimkurgu türünde
eserler verdi. Bu sırada edindiği tecrübeler onun dünya görüşünün
ve realist çizim tarzının oluşmasını sağladı.

Makoto-chan
|
Yamagami bu türde eserler vermeye başladığı
sırada, gizemli konular işleyen mangalar üzerinde deneyimli
bir sanatçı olan Umezu Kazuo da ünlü bir komedi manga olan
Makoto-chan'ı yayınladı. Umezu, gizemli konular işleyen
mangalar hazırlayarak kazandığı deneyim sayesinde oldukça
keskin çizgilere sahipti.
Milli Bir Simge Olan Doraemon'un Doğuşu
Doraemon>
Fujiko Fujio
|
1974 yılında Japonya'nın belki de en popüler kahramanı
olan Doraemon'un manga'ları, kendilerini Fujiko Fujio
olarak adlandıran Abiko Motoo ve Fujimoto Hiroshi adlı iki
mangaka tarafından çizilip yayınlanmaya başladı. Hikayenin
başkahramanı Nobi Nobita, 4. sınıfa giden ve Tokyo'da yaşayan
bir oğlandır. Oldukça haylaz, sakar ve başarısız bir öğrenci
olan Nobita devamlı olarak başını belaya sokmaktadır. Bunlar
öyle büyük sorunlar doğurmaktadır ki Nobita'nın 22. yüzyılda
yaşayan torunları bile büyük büyük dedeleri Nobita'nın yaptığı
hatalar nedeniyle fakirlik içinde yaşamak zorunda kalmışlardır.
Bu nedenle 22. yüzyılda yaşayan akrabalarından biri bu durumu
düzeltmek için Doraemon adındaki kedi şeklindeki bir
robotu geçmişe gönderir. Bu robotun yardımı sayesinde Nobita'nın
hata yapmasını önlemek isterler. Ama Nobita sonuçta sınıfındaki
en zayıf ve en aptal öğrencidir. Ona gönderilen Doraemon adlı
robot da çok zeki değildir, çünkü 22. yüzyıldaki fakir ailesi
ancak bu robotu gönderebilmiştir. Ama Doraemon'un çok önemli
bir özelliği vardır. Karnındaki cep sayesinde istediği faydalı
ve çok gelişmiş eşyaları gelecekten getirebilmektedir. Artık
Nobita ne zaman başını derde soksa Doraemon getirdiği aletler
sayesinde Nobita'nın paçasını kurtarmaktadır. Ama bu fazla
uzun sürmez, çünkü Doraemon'un getirdiği aletler nedeniyle
Nobita başını daha da büyük dertlere sokar. Mesela Doraemon'un
getirdiği, duvarların arkasını gösteren dürbünü artık Nobita
banyo yapan kızları gözetlemek için kullanmaktadır.... Ama
bunlar fazla uzun sürmez, çünkü sonunda Nobita hatasını anlar
ve doğru kararlar vermeye başlar. Hikayeler sadece Doraemon'un
getirdiği aletler üzerine kurulu değildir. Önemli olan Nobita'nın
sonunda güzel kararlar verip doğru yolu bulmasıdır. Bu komedi
mangasında ayrıca dürüstlük, çevrecilik, cesaret gibi etik
konular işlenip ne kadar önemli oldukları anlatılır ve hatta
genetik, jeoloji, tarih, biyoloji gibi eğitici konular da
işlenmektedir. Doraemon 70'li, 80'li, hatta 90'lı yıllarda
bile tutulup, inanılmaz bir hayran kitlesine ulaşmıştır. Tam
anlamıyla ulusal bir simge haline gelmiştir. Nasıl Amerikalıların
Bugs Bunny'si varsa, Japonların da Doraemon'u vardır. Bu sevgi,
Doraemon posta pulları piyasaya sürüldüğünde CNN'de haber
olacak kadar büyüktür.
70'lerde Samuray ve Yakuza Manga'ları
|

Golgo 13
Takao Saito
|
1970-76 yılları arasında Kazuo Koike ve Goseki Kojima
tarafından çizilen "Lone Wolf and Cub" dönemin
sanatsal yanıyla en önemli samuray mangalarından biridir.
Hikayede ortaçağ Japonya'sında bebeğini de yanına alarak intikamını
almaya çalışan bir kiralık katilin öyküsü anlatılmaktadır.
Hikaye oldukça kanlı ve uzundur ama oldukça da etkileyicidir.
Geleneksel samuray öyküleri zamanla güncel koşullara ayak
uydurur ve modern kahramanlar yaratır. Örneğin 1969'da Takao
Saito tarafından yazılan Golgo 13, vicdansız bir kiralık katilin
verilen suikast görevlerini egzotik mekanlarda yerine getirişini
anlatır. Kısa sürede en çok satan manga olur ve 70'lere damgasını
vurur. 1992 yılında toplam tirajı yaklaşık 59 milyon adettir.
Şu ana kadarki toplam tirajının 80 milyonu geçtiği tahmin
edilmektedir. Bunların yanısıra samuray etiğine bağlı olan
ve Japon mafyasını anlatan Yakuza Manga'ları gelişir.
Bunlardan en ünlüsü Kazuhiko Murakami'nin Showa Periyodu'ndaki
Şeytan adlı eseridir. Benzer şekilde Çete Manga'larında
ise gruba bağlılık ve onur için dövüşme teması vurgulanarak
çete savaşları anlatılmaktadır.
|