Kyoto Manga Müzesi Tanıtımı ve Orhan Pamuk
Söyleşiye geçmeden önce biraz müze hakkında genel bilgi verelim. Müze 2006 yılının Kasım ayında kurulmuş. Yani daha oldukça yeni sayılır. Müze aslen Kyoto Seika Üniversitesi’ndeki bir ihtiyaç üzerine kurulmuş. Kyoto Seika Üniversitesi Japonya’da manga üzerine eğitim veren ilk üniversite. İlk olarak 1973 yılında güzel sanatlar fakültesinde manga dersi verilmeye başlanmış. 2000 yılında üniversitede manga bölümü açılmış. 2006 yılında ise manga fakültesi açılmış. Mayıs 2007 rakamlarına göre üniversitenin manga fakültesinde toplam 565 öğrenci manga eğitimi almakta. Öğrencilerin yaklaşık %70′i bayan (395 kişi). Ayrıca 45 yabancı öğrencisi var. Fakülte, karikatür ve manga departmanı, manga üretim departmanı ve anime departmanı olarak 3 departmana ayrılmış. Fakültenin hocaları arasına ünlü manga araştırmacısı Matt Thorn (kendisiyle yıllar önce yaptığım ufak bir yazışmaya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz), ünlü anime yönetmeni Rintaro gibi dünyaca tanınan isimler var. İlgilenenler fakülte hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirler.
Kyoto Seika Üniversitesi 30 yılı aşkın bir süredir yaptığı manga çalışmaları sonucunda topladığı arşivi manga severler ve diğer araştırmacılarla paylaşmak, etkinlikler düzenlemek ve aynı zamanda da devasa manga arşivini depolayabilmek için bir yer arayışına girmiş. Bunun için Kyoto belediyesiyle görüşmeler yapmaya başlamış. Uzun görüşmeler sonucunda 1995 yılında kapanmış olan Tatsuike İlkokulu’nun tarihi binası Kyoto belediyesi tarafından müze için hibe edilmiş. Müze, kamu ve özel sektör ortaklığıyla kurulup planlanmış. Müze, bir özel üniversite olan Kyoto Seika Üniversitesi’nin çatısı altında, üniversite ve Kyoto belediyesinin ortaklaşa belirlediği bir yönetim kurulu tarafından yönetilmekte.
Müze 200.000 cildin üzerinde manga barındırmakta. Bu sene (2008 yılında) manga arşivinin 300.000 cildi geçmesi planlanıyor. (Japonya ve Türkiye’yi karşılaştırıp acaba bugüne kadar basılmış Türk çizgiromanları toplam kaç cilttir diye düşünmeden edemiyoruz). Bu arşivin yaklaşık 50.000 cildi müzedeki raflarda tamamen ziyaretçilerin kullanımına açık. Müzeye gidip istediğiniz mangaları seçip sabahtan akşama kadar okuyabilirsiniz. Arşivdeki diğer eserlere de manga üzerine araştıma yapan araştırmacılar kayıt olarak ulaşabiliyorlar.
Müzeye giriş bileti 500 yen (şu an itibariyle yaklaşık 5 türk lirası). Bu biletle sabah 10′dan akşam 20′ya kadar müzenin dev arşivinden istediğiniz kadar manga seçip okuyabiliyorsunuz. İsterseniz aynı gün içinde sayısız defa müzeye girip çıkabiliyorsunuz. Girişte bileti göstermeniz yeterli. Aşağıdaki resimde müzenin girişini görebilirsiniz.
Bu öntanıtımdan sonra gelelim Orhan Pamuk söyleşisine. Söyleşinin yapılacağı yer, müzenin 200 kişilik salonuydu. Salon müzenin içerisinde olduğundan, müzeyi gezmeseniz bile müzeye giriş ücreti olan 500 yen’i ödeme mecburiyeti vardı. Zaten müzeyi de gezeceğimden benim için birşey farketmedi. Söyleşiye katılmak için önceden email/fax veya telefon ile başvurup kayıt olmak gerekiyordu. Yaklaşık 200 izleyicinin katıldığı söyleşiye benden başka (ikisi Kyoto’dan, biri Osaka’dan, biri de Kobe’den olmak üzere) sadece 4 Türk izlemeye gelmişti. Üçü zaten yıllardır tanıdığım arkadaşlarımdı. Geleceklerini de tahmin ediyordum. Kobe’den gelmiş olan Türk beyle de orada tanıştık. Erkenden müzeye gelip, salonda söyleşiyi beklemeye başladık. Ama Orhan Pamuk ortalarda görülmüyordu. Böyle bekletilmeye alışkın olmayan Japonlar sıkılıp çevreleriyle derin bir sohbete daldılar. Kulak misafiri olduğumuz kadarıyla, Japonlar “Nobel Ödüllü” Orhan Pamuk’un “Türkiye’de 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldü!” gibi düşüncelerini hararetle birbirlerine aktarmaktaydılar. Uzun bir bekleyişten sonra bir Japon görevli sahneye çıkarak, önemli bir duyurusu olduğunu söyledi. Dediğine göre Orhan Pamuk “bazı sağlık sorunları” nedeniyle halen otelindeydi. Söyleşiye gelip gelemeyeceği belli değildi. Kendisine ulaşmaya çalışıyoruz, durum kesinleşince haber vereceğiz diyerek ayrıldı. Tekrar uzun bir bekleyişin ardından Japon görevli sahneye çıkarak, Orhan Pamuk’un söyleşiye gelmeyeceğinin kesinleştiğini söyleyip özür dilemeye başladı. Onca yolu söyleşiye katılmak için gelmiş olan izleyiciler büyük bir düş kırıklığı yaşadılar. Uzun bir özür dileme faslının ardından Japon yetkili herkesin müzeye giriş ücretlerinin iade edileceğini, isteyenlerin yol masraflarının da ödeneceğini belirtti.
Aşağıdaki resimde söyleşi salonunu görebilirsiniz. Soldaki masadaki görevliler müze bilet ücretini iade ettiler. Ayrıca 2010 yılına kadar geçerli bir de ücretsiz bilet verdiler. Sağdaki masa ise söyleşiye gelirken harcanmış olan yol ücretlerini geri ödemek içindi. İzleyiciler arasında söyleşiye katılmak için uzak şehirlerden uçakla gelmiş olanlar da vardı. İzleyicilerin adres bilgilerini kaydettiler. Yol ücretlerinin bu adreslere gönderileceği açıklandı (Not: Yaklaşık 1 hafta geçmiş olmasına rağmen yol ücretleri halen ödenmedi)
Söyleşinin iptal olmasının ardından manga müzesini gezmeye başladık. İlk durak da söyleşi salonu oldu. Müzede 13 Aralık 2007 – 27 Ocak 2008 tarihleri arasında Türk sanatçıların Japonya üzerine karikatürlerinden oluşan bir sergi düzenlenmişti.Duyurusunu ve bazı karikatürleri buraya tıklayarak görebilirsiniz. 7 Şubat – 4 Nisan 2008 tarihleri arasında ise Japon sanatçıların Türkiye üzerine karikatürlerinden oluşan bir sergi düzenlenmişti. Duyurusunu ve bazı karikatürleri buraya tıklayarak görebilirsiniz. Söyleşi salonunda sağ ve sol duvarlarda bu iki sergiden seçilmiş bazı eserler sergilendi.
Müzenin en ilginç yerlerinden birisi de günde birkaç defa düzenlenen Kami Shibai (resimli öykü) şovu. Kami Shibai, Japonya’da arka arkaya resimler göstererek hikaye anlatma sanatına verilen isim. Kami Shibai sanatçıları resim kutusu monte edilmiş bisikletleriyle sokak sokak gezerek çocukları toplayıp resimli öyküler anlatır sonra da oyuncak, şekerleme filan satarlarmış. Ayrıca eğitim amacıyla özellikle 2. dünya savaşı sırasında okullarda da yapılmaktaymış. 1920-1960 yılları arasında Japonya’da inanılmaz derecede popüler olmuş. 1950 yılında Japonya’da 50.000′in üzerinde Kami Shibai sanatçısı varmış. Ama televizyonun yayılmasıyla sona ermiş. Müzede canlı olarak bir ustadan gerçek bir kami shibai izledik. Oldukça eğlenceliydi. Ayrıca unutmadan bu sene müzede uluslararası bir kami shibai festivali düzenlenecek. Belki ona da katılabiliriz.
Manga müzesinin akşam görünüşü. Müze bahçesi gece de aydınlatılmakta. Gece de müze kapanıncaya kadar resimdeki iki kişinin yaptığı gibi çimenlerin üzerinde manga okuyabilirsiniz.
Bu yazıdaki tüm resimler 17 Mayıs 2008 tarihinde Alpin tarafından Kyoto’da çekilmiştir



















































Güzel bir tanıtım olmuş. İlgimi çeken kısım bebeğiyle birlikte gelen hanımefendi oldu. Mutlu etti beni. Bu arada umarım yol paranızı en kısa zamanda geri alırsınız (Türkiye’de olsaydı bir bardak soğuk su için derdim)
Yorum yapan mgsmus — 25 Mayıs 2008 @ 9:31
Çok geniş bir manga kültürünün en güzel örneklerinden biri sanırım =)
Bahçelerde, koridorlarda, masalarda – buldukları her yerde insanların ellerindeki mangaları okuması ne kadar güzel bir şey. Mangayı geçtim, kitapçılarda bile oturma yerlerini kitap okumak yerine dinlenme tesisi gibi kullanan insanlar olduğu için şu gördüğüm ve okudğum şeyler çok hoşuma gitti.
Yorum yapan Shana — 1 Haziran 2008 @ 19:22